Mustafa Ergüven, 1950 yılında güğümüyle süt satarken

Yıl 1950 — Mustafa Ergüven, güğümüyle süt satarken

Hikâyemiz

1950 yılı, Isparta'nın Sütçüler ilçesi. Adı bile kaderini fısıldayan bu topraklarda büyüyen 14 yaşındaki bir çocuk, günler süren bir yolculukla Ankara'ya geldi — dayısının yanında çalışmak için. Sırtında güğümüyle, Erzurum Mahallesi'nin sokaklarında kapı kapı süt sattı. O çocuğun adı Mustafa Ergüven'di.

Bir gün, güğümlerin ağırlığı dayısının dikkatini çekti: "Bu kadar sütü nasıl taşıyacaksın?" Biri şakayla karışık, "Sait oğlunun katırı ne sarsan götürür, cip o cip" dedi. O günden sonra herkes ona "Cip" demeye başladı — küçük bir çocuğun sırtındaki emeğin, mahallede kazandığı ilk lakap.

Güğümle başlayan bu emek, kısa sürede kendi yoğurthanesine dönüştü. Artık süt değil, kendi ürettiği yoğurdu satıyordu Ankara sokaklarında. Ve 1970'lerin başında, biriktirdiği tecrübeyle Beştepe'de küçük bir mandıra kurdu: Güven Süt. Kısa sürede burası Ankara'nın ilk mandırası oldu — şehrin süt ürünlerine bakışını değiştiren ilk adres. Devlet erkânından askeriyeye kadar pek çok kurum, güvenilir süt ürünü arayışında kapısını çaldı Güven Süt'ün.

Ama bu hikâye sadece bir dükkândan ibaret değildi. Mustafa Ergüven ve ailesi, mandıranın üzerindeki apartman dairesinde yaşadı; altını da üretimhaneye çevirdiler. Ev ile iş, aile ile emek iç içeydi. Çevre ilçelerdeki yerel köylülerden süt alarak hem kaliteyi güvence altına aldılar hem de bölge halkının geçimine destek oldular.

1995'e gelindiğinde, artan talebi karşılamak ve iyi ürünü daha geniş kitlelere ekonomik biçimde ulaştırabilmek için Antalya'da yüksek kapasiteli bir fabrika kurdular. Küçük bir güğümle başlayan yolculuk, artık bir üretim gücüne dönüşmüştü.

2020 yılında Mustafa Ergüven aramızdan ayrıldı. Ama onun yanında büyüyen, yıllarca aynı tezgâhta emek veren iki evladı vardı: Durmuş ve Rasih. Babalarının bıraktığı yerden, kazandıkları tecrübeyle devam ettiler — abi Durmuş, Antalya'daki fabrikanın başına geçerek üretimin kalitesini büyütmeyi sürdürdü; Rasih ise Ankara'daki işi büyütmeye devam etti. İki kardeş, iki şehirde, aynı emeği yaşatmaya devam etti — biri üretimin kalbinde, diğeri şehrin sofralarında.

Bugün Antalya'daki fabrikamız, Ankara'daki şarküterilerimiz, 1 toptan deposu ve 1 toptan showroom'umuzla büyüyen Ergüven, kurucusunun bıraktığı üç mirası hiç bırakmadı: kalite, esnaflık ve dürüstlük.

Bir güğümle başlayan yolculuk, bugün binlerce sofraya ulaşıyor.
Değişen sadece ölçek — ruh, 1950'den beri aynı.